İktisatçı Mahfi Eğilmez, Türkiye’deki enflasyon sorununun neden kalıcı olarak çözülemeyeceğine dair önemli tespitlerde bulundu. Türkiye’nin uzun yıllardır yaşadığı ekonomik dalgalanmalar, enflasyonu yalnızca bir sonuç değil, aynı zamanda ekonominin tüm dinamiklerine etki eden bir etken haline getiriyor. Ekonomistler, enflasyonla mücadelede sadece teknik para politikalarının değil, aynı zamanda toplumsal güvenin yeniden inşasının da kritik bir öneme sahip olduğunu vurguluyor.
Beklentiler Üzerine: “Fiyatlar Artacak” Korkusu Eğilmez, enflasyonla mücadelede en önemli adımın onun yükselmesine izin vermemek olduğunu belirtiyor. Türk siyasetinde uzun zamandır benimsenen “Önce büyüyelim, enflasyonu daha sonra düşürürüz” yaklaşımı, beklentileri olumsuz etkileyerek ciddi sorunlara yol açtığı görüşünde. İnsanlar, gelecekte fiyatların artacağına dair inanç geliştirdiğinde, bu durum “kendi kendini gerçekleştiren bir kehanet” haline geliyor. Tüketiciler, yüksek fiyatlardan önce alışveriş yapmaya çalışırken, üreticiler de maliyet artışlarını beklemeden fiyatları yükseltiyor. Bu döngü yerleştiğinde, faiz artışları bile etkili olamıyor.
Kaynağın Tespiti: Talep mi, Maliyet mi? Türkiye’nin büyük ölçüde ithalata dayalı ekonomisinde, enflasyonun nedenlerini belirlemek kritik önem taşıyor. İthal hammadde maliyetlerini düşürmek amacıyla döviz kurunu baskılamak, kısa vadede rahatlama sağlasa da, yüksek faiz ve düşük kur politikası ihracatçıları zor durumda bırakıyor ve cari açığı artırarak ekonomik sistemi daha hassas hale getiriyor. Talebi azaltmak için uygulanan vergi ve faiz artırımları, üreticilerin finansman maliyetlerini artırarak yeni maliyet enflasyonu dalgalarının ortaya çıkmasına yol açabiliyor.
Şok mu, Aşamalı mı? Strateji Seçimi Eğilmez, enflasyonla mücadelede iki ana stratejiye dikkat çekiyor. Şok programı, faizlerin hızla yükseltilmesi, vergilerin artırılması ve döviz kurunun sabitlenmesi gibi önlemleri içeriyor. Amaç, talebi hızlı bir şekilde baskılayarak fiyat artışlarını durdurmak. Ancak, bu tür programların uzun vadede sürdürülebilirliği tartışmalı. Süre uzadıkça kayıtdışı ekonomi ve karaborsa riski artmakta. Aşamalı programlar ise ekonomiyi sarsmadan ilerlemeyi hedefliyor, fakat bu yöntemin başarısı yapılandırıcı reformlarla desteklenmesine bağlı.
Tarihsel Deneyim: 2001 Reformları Neden Başarılıydı? Türkiye, geçmişte enflasyonu tek haneli rakamlara indirmeyi başarmış bir ülke. 2001 krizinin ardından elde edilen başarı, yalnızca faiz ve maliye politikalarıyla değil, aynı zamanda bankacılık reformu ve kamu mali disiplininin sağlanmasıyla mümkün oldu. Ayrıca, Avrupa Birliği tam üyelik sürecinin sağladığı hukuk ve demokrasi standartları da bu sürecin önemli bir parçasıydı. Analiz, güvenin zayıflaması durumunda beklentilerin bozulduğunu ve bu bozulmanın enflasyonun yeniden yükselmesine neden olduğunu gösteriyor. Hukuk düzeni ve kurumsal öngörülebilirlik sağlanmadan atılan her adım, belirsizliklerle dolu bir denizde pusulasız yol almak gibidir.