Cumhurbaşkanı Erdoğan: Dezenformasyonla mücadele milli güvenlik meselesidir

Haber gorseli

Recep ERÇİN

Cumhurbaşkanı Re­cep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafın­dan düzenlenen 2. İletişim Şûrası’na katıldı.

Burada bir konuşma yapan Erdoğan, de­zenformasyonun her çeşi­diyle mücadeleyi ülkenin, de­mokrasinin ve toplumsal var­lığın güvenliği açısından bir milli güvenlik meselesi ola­rak gördüklerini belirtti. de­zenformasyonun yanlış bil­gi yaymanın ötesine geçerek demokrasileri tehdit eden asimetrik bir unsura dönüş­tüğünü kaydeden Erdoğan, “Dezenformasyonla mücade­lemizi bu anlayışla kararlılık­la sürdüreceğiz” dedi.

Aske­ri anlamda ne kadar güçlü ve caydırıcı olunursa olunsun, aile ve toplum yapısı ne kadar köklü, kurumlar ne kadar sağ­lam, doğal kaynaklar ne kadar zengin, ekonomi ne denli di­rençli, tarım ve sanayi ne ka­dar gelişmiş olursa olsun ha­kikati tam anlamıyla koruya­mayan toplumların refahını güvence altına alamayacağı­nı belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yalanın yayıldığı, mazlumların sesinin duyul­madığı dünyada hakikat mü­cadelesi daha da artmakta­dır” ifadelerini kullandı.

Sosyal medyanın etkisine dikkat çekti

İletişimde kullanılan “araç mesajın kendisidir” sözünü hatırlatan Erdoğan, bugün bilgiye erişimin hiç olmadı­ğı kadar hızlandığı, kolaylaş­tığı ve dinamik bir dönemin içinde bulunulduğunu söyle­di. Uydu ve haberleşme tek­nolojilerinde yeni gelişmeler kaydedildiğini belirten Er­doğan, dünyanın bir ucunda meydana gelen hadiselerin milyarlarca insana ulaştığını, bilginin iletim ve ulaşım hızı­nın çok büyük ölçüde arttığı­nı ifade etti.

Merkezinde bilgi ve enformasyonun yer aldığı teknolojilerin insanların dü­şünme ve olayları ele alma bi­çimlerini de etkilediğini be­lirten Erdoğan, özellikle sos­yal medya mecralarının hangi konu üzerinde ne kadar du­rulacağını, olaylara nereden ve ne kadar yaklaşılacağını ve hangi tepkilerin verilece­ğini ciddi oranda etkilediğini söyledi. Bu durumun yalnız­ca bugünü değil, geçmişi de tahrif ettiğini belirten Erdo­ğan, iletişimin temel amacı­nın doğru ve güvenilir bilgiyi en kısa yoldan ve en kısa süre­de muhatabına ulaştırmak ol­duğunu kaydetti.

“Ucu nereye giderse gitsin fırsat vermeyeceğiz”

Dezenformasyon ve ma­nipülasyonun yer aldığı yeni iletişim ortamında bilginin, gücün kaynağı olmaktan çı­karılıp güçsüzlüğün kaynağı haline getirildiğini belirten Erdoğan, “Biz bu acı gerçek­le özellikle Covid-19 salgının­da, orman yangınlarında ve 6 Şubat depremlerinde çok ya­kından yüzleştik. O dönemde hem içeriden hem dışarıdan çok yoğun iletişim saldırıları­na muhatap olduk. Milletimi­zin iyi niyeti açıkça istismar edildi, resmi kurumlarımız if­tiralarla töhmet altında bıra­kıldı” dedi. Haftalar boyunca canları pahasına sahada gö­rev yapan personelin emeği­nin ve mücadelesinin yok sa­yıldığını ifade eden Erdoğan, 6 Şubat depremleri sürecine ilişkin son haftalarda ortaya çıkan bilgi ve belgelerin ya­şananları ve yapılan bazı ma­nipülasyonları gösterdiğini söyledi.

Erdoğan, “53 binden fazla canımızı toprağa verdiğimiz 6 Şubat depremi sürecinde ne­ler yaşandığını, hangi oyunla­rın çekildiğini, deprem bölge­sine ayak basmamış, terbiye yoksunu kesimlerin hariçten gazel okuduğunu bizlere çok güzel gösteriyor. Kimlerin kimlerle çarpık ilişkiler için­de olduğu tek tek ifşa ediliyor, hesabı yargımız tarafından soruluyor.

Suistimalin emsal olmaması için hukuk zemi­ninde ne gerekiyorsa mutla­ka yapacağız. Bundan sonra da son derece kararlıyız” diye konuştu. Erdoğan, “Ucu nere­ye varırsa varsın, bundan böy­le bu ülkede gerilimden, ku­tuplaşmadan, korku ve kaygı yaymaktan medet umanların, ellerindeki imkanları devlete karşı silah olarak kullanmala­rına fırsat vermeyeceğiz” ifa­delerini kullandı.

Uydularımız 5 milyar insana gerçekleri iletiyor

“Dijital egemenliğimizi tahkim etmeliyiz” diyen Er­doğan, güçlü bir iletişim ya­pısının dijital egemenliğin en önemli unsurlarından biri ol­duğunu söyledi. Dijital ege­menliğin yalnızca teknoloji parantezinde ele alınamaya­cağını belirten Erdoğan, ile­tişimin bütün imkan ve araç­larını en etkili şekilde kullan­mak gerektiğini ifade ederek, “Geleneksel medyada ge­rekse dijital alanda güçlü bir varlık göstermek mecburi­yetindeyiz” dedi.

İletişimde başarıyı sadece görünürlük­le sınırlamanın doğru olma­dığını belirten Erdoğan, “Asıl başarı, görünür olurken insan onurundan, özellikle mahre­miyetten, özellikle ahlakiyet­ten ödün vermemektir. Mah­remiyetin aşındığı çağımızda toplumsal güveni koruyan bir dijital ekosistemi inşa etmek temel hedefimizdir” diye ko­nuştu.

Erdoğan, insanı ve in­sani değerleri yok saymayan, hak ve hakikati esas alan, tek­nolojiyi doğru kullanan bir anlayışla kendi iletişim mo­dellerini şekillendirmeye de­vam ettiklerini söyledi. “Ken­di uydularımız üzerinden 5 milyar insana ulaşma imka­nına sahibiz” diyen Erdoğan, uluslararası kamuoyunun Türkiye’yi artık başkalarının kaleme aldığı metinlerden ve karalama amaçlı çekilen film­lerden değil, gerçekliği ve kül­türü yansıtan içeriklerden ve faaliyetlerden tanıdığını ifa­de etti.

Duran: Teknokapitalizm bilinçleri yönlendiriyor

İletişim Başkanı Burhanettin Duran, yapay zekâ, algoritmik yönlendirme ve dijital yönlendirme gibi kavramların hakim olduğu bir döneme gelindiğini söyledi. Duran, “İletişim çağından anlatı çağına geldik” dedi. Duran, teknokapitalizmin bilinci yönlendirdiği bir dönemde bulunulduğunu belirterek, İletişim Şûrası’nı düzenlerken Türkiye Yüzyılı vizyonunu bir pusula olarak aldıklarını ifade etti.

İçinde yaşanılan çağın anlam kaybına karşı mücadele ettiklerini belirten Duran, iletişim politikalarını milli kapasitenin ayrılmaz bir parçası haline getirmeye gayret ettiklerini söyledi. Sahte içerikler ve yankı odaları aracılığıyla gerçeğin tekrar tekrar inşa edildiğine şahit olunduğunu belirten Duran, “Dezenformasyonla mücadele, hakikatin korunması meselesidir” dedi.

Türkiye’nin kendi kavramlarını üreten ve uluslararası tartışmalarda referans haline gelen, kendi hikayesini kendisi yazan bir aktör olarak konumlandığını belirten Duran, “Bu sistemlere meşruiyet kazandıran kurumların normlarının aşınmaya uğradığı tarihi bir dönemdeyiz. Milletlerarası güveni tesis edecek, hakkı koruyacak yeni bir iletişim anlayışına ihtiyaç var” dedi.

yok

Author: Emre Kaya