Tahir Elçi 8 yıl önce nasıl öldürüldü, dava hangi aşamada?

HATİCE KAMER

Sekiz yıl önce öldürülen eski Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, vurulduğu Sur ilçesinde tarihi Dört Ayaklı Minare önünde anıldı.

Bu yılki anma programına Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, CHP Eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun eşi Selvi Kılıçdaroğlu, eski CHP İstanbul il başkanı Canan Kaftancıoğlu, CHP Diyarbakır milletvekili Sezgin Tanrıkulu, HEDEP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları Oruç, bölge milletvekilleri ve bölge baro başkanları katıldı.

Diyarbakır Adliyesi önünde bir araya gelen Elçi’nin arkadaşları ve dostları, “Em te ji bîr nakin, Seni unutmayacağız” pankartı eşliğinde Elçi’nin vurulduğu Dört Ayaklı Minare’ye kadar yürüdüler.

Diyarbakır Barosu Başkanı Nahit Eren, Türkan Elçi ve Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan birer konuşma yaptılar.

Hazırladığı duygusal ve sitemkar metni okuyan Türkan Elçi, “Bugün bu minarenin dört ayağına dolanan yalanı yeniden sormaya geldik. Bu ülkede vatandaş olmaktan, insan olmaktan kaynaklı hakkımızı, adaleti sormaya geldik” dedi.

Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren de Tahir Elçi cinayetinin “2015’te başlayan o karanlık sürecin yolunu döşemek isteyenlerin siyasi bir operasyonu” olduğunu savundu ve cinayetin ilk işlendiği andan itibaren, soruşturma aşaması ve yargılama süreci dahil bu cinayetin aydınlatılmasını istemeyen bir iradenin olduğunu öne sürdü.

Cinayetin ardından beş yıl sonra başlayan Tahir Elçi Davası’nın dokuzuncu duruşması yarın Diyarbakır’da görülecek.

Nahit Eren, görülen sekiz celsede dosyada önemli bir mesafe kat edilemediğini, dava dosyasına katkı sunacağına inandıkları cinayet öncesi ve sonrasındaki gelişmelere yönelik tüm taleplerinin “ısrarla reddedildiğini” söyledi.

“Soruşturma aşamasında açığa çıkmış hukuksuzluklara ise mahkeme heyetinin ve yargı makamlarının kayıtsız kalışı, hukuk adına bizleri kaygılandırıyor” diyen Eren, yetkililere cinayetin bütün yönleri ile aydınlatılması çağrısında bulundu.

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan da, “bu sokağa gelirken, utanç, vicdan azabı yaşadıklarını” ifade etti ve “Bu utanç, gözlerin önünde, kameraların önündeki bir cinayeti bilerek, isteyerek aydınlatmayanların utancıdır. Benim utancım olmamalıdır… Buraya, vazgeçmeyeceğimizi bilsinler diye geliyoruz” diye ekledi.

Dava hangi aşamada?

Tahir Elçi cinayeti davasının dokuzuncu duruşması 29 Kasım Çarşamba günü Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

Üç yıl önce başlayan davada olay günü aynı sokakta görev yapan polis memurları F. T., S. T. ve M. S., “bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermek” suçundan 2 ila 6 yıl, firari sanık Uğur Yakışır ise “olası kastla ölüme sebebiyet verme” suçundan üç kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle yargılanıyor.

Elçi’nin avukatları, soruşturma aşamasında dosyada delillerin eksik toplandığını savunuyor, olay yeri keşfinin yapılmadığını hatırlatarak bazı polis ve amirlerin dinlenmesini istiyorlar.

Birçoğu gergin geçen davada Elçi’nin avukatları, dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun dinlenmesini ve Elçi’nin vurulduğu yeri gösteren Mardin Kebap Evi’nin kamera kayıtlarının incelenmesini istiyor.

Bir önceki duruşmada mahkeme heyeti TÜBİTAK’ta incelenmesi istenen kamera kayıtlarıyla ilgili raporun akıbetinin sorulmasını ve sanıklar hakkındaki adli tedbir kontrolünün devam etmesine karar verdi.

Heyet ayrıca keşif talebi ve olay yerindeki polis amirlerinin ifadesinin alınma talebinin reddini de reddetmişti.

Dava avukatlarından eski Diyarbakır Baro Başkanı Mehmet Emin Aktar, BBC Türkçe’ye dava sürecini ve izlenimlerini aktardı.

Aktar, mahkemenin duruşmaların aralığını çok uzun tuttuğunu ve bu nedenle davanın çok yavaş ilerlediğini söyledi:

“Neredeyse yılda bir ya da iki duruşma görülüyor, bu büyük bir sıkıntı. Ayrıca mahkeme başından beri bizim zorlamamızla belli delilleri getiriyor. Düşünün ki mahkeme üç yıldır hala olay yeri keşfi yapmadı. Mardin Kebap Evi kamera kayıtları da bir türlü çözülemedi. Tam da Tahir’in vurulduğu yeri gösteriyor ve ne hikmetse bir türlü o kamera görüntüleri elde edilemiyor.”

Olay günü polis memurunu öldürmekle yargılanan firari sanık Uğur Yakışır’ın davası da Elçi dosyasıyla birlikte görülüyor.

Aktar bununla ilgili olarak “Dosyanın açılış biçimi de yanlış çünkü iki olay birbirinin devamı şeklinde gerçeklemiş olsa da, iki olay birbirinden çok farklı; çünkü ilk olayda polisleri öldüren failin kim olduğu çok açık. Ama Tahir Elçi cinayeti, diğerinden bağımsız bir olay ve ayrı soruşturulması gerekiyordu” dedi.

Eski Baro Başkanı, davanın bu şekilde açılmış olmasını, “cezasızlığı hakim kılmak ve dosyayı faili meçhul bırakmak” şeklinde yorumladı.

Tahir Elçi nasıl öldürüldü?

Tahir Elçi, 28 Kasım 2015 tarihinde Diyarbakır’ın Sur ilçesinde tarihi Dört Ayaklı Minare’nin önünde bir basın açıklamasının ardından çıkan silahlı çatışmada başından vurularak öldürüldü.

Gazi Caddesi’nde güvenlik güçleri ile iki PKK’li arasında silahlı çatışma çıkmış, polis memurları Ahmet Çiftasan ve Cengiz Erdur hayatını kaybetmiş, Tahir Elçi ve bir grup gazeteci de çatışmanın ortasında kalmıştı.

Tahir Elçi’nin öldürülmesinin ardından Sur’da sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

Elçi’nin ölümüne neden olan merminin çekirdeği, olay yeri incelemesi 5 ay sonra yapıldığı için bulunamadı.

Tahir Elçi’nin ölümüne yol açan kurşunun hangi silahtan çıktığı ve kim tarafından ateşlenmiş olabileceğine dair bir rapor 2019’da Diyarbakır Barosu tarafından yayımlandı.

Londra merkezli uluslararası araştırma şirketi Forensic Arhitecture’ın katkısıyla hazırlanan rapor, Elçi’nin olay yerinde bulunan üç polisten birinin silahından çıkan kurşunla hayatını kaybetmiş olabileceği sonucuna vardı.

Tahir Elçi kimdir?

Tahir Elçi, ilk ve orta öğrenimini Cizre’de tamamladı. 1991 yılında Diyarbakır Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu.1992’de Diyarbakır’da serbest avukatlığa başladı. Ceza ve insan hakları hukuku alanlarında yoğunlaştı.

İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye Barolar Birliği (TBB) İnsan Hakları Merkezi Bilim Danışma Kurulu üyesi olan Elçi, Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV) da kurucularındandı.

1990’lı yıllardaki yargısız infaz, faili meçhul cinayetler, köy yakma davalarında mağdurların avukatlığını yaptı.

1994 yılında 26 kişinin ölümüne neden olan Kuşkonar ve Koçağılı köylerinin bombalanması, Lice Davası, Temizöz Davası, Roboski (Uludere) Katliamı gibi pek çok davada avukattı.

Birçok sivil toplum örgütünün kuruluş ve çalışmalarında yer alan Elçi, öldürüldüğünde, Diyarbakır Barosu Başkanlığını iki dönemdir sürdürüyordu.

Öldürülmeden dakikalar önce yaptığı açıklamada “Silah, çatışma, operasyon istemiyoruz” demişti.

B?u açıklamasından bir süre önce ise CNN Türk televizyonunda yayımlanan Tarafsız Bölge programında “PKK terör örgütü değildir. Bazı eylemleri terör niteliğinde olsa bile PKK, silahlı siyasal bir harekettir. Siyasal talepleri olan, çok ciddi bir desteği olan bir siyasal harekettir” dediği için “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla gözaltına alınmış, daha sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Elçi’nin 1,5 yıldan 7,5 yıla kadar hapsi isteniyordu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir